Fustat’ ta Bulunan Selçuklu Halıları – Bölüm 2

Saraylarında ve mimari eserlerinde çini, mermer, ştuk (alçı) olarak bol sayıda zengin figürlü tasvirler bulunan Anadolu Selçuklularının figürlü halılar da yaptırmış olmaları pek tabiidir. Fakat bunlar çok ve devamlı kullanıldığı için zamanla yıpranarak ortadan kaybolmuştur. Camilerde figürün yeri olmadığından, büyük ölçüde geometrik süslemeli halılar esas olmuş, geometrikleşmiş veya kuvvetle üsluplanmış bitki motiflerine bile az yer verilmiştir. Bu sayede camilerde kullanılan Selçuklu halıları iyi korunduğundan günümüze kalabilmiştir.

Riefstahl, Art Bulletin deki makalesinde Konya Alâeddin Camiin deki halıların ilk defa F.R. Martin tarafından keşfedildiğini belirtir.113. sayfanın notunda hiçbir delil göstermeden bu halıları caminin yapılışı ile aynı tarihe koyar. Konya halıları Sarre tarafından da yayınlanmıştı. Selçuklu çiçekli Beyşehir halısı hakkında Riefstahl, bu parçanın tahminen 5 metre uzunlukta olduğunu yazıyor. Sivas, Çifte Minareli cephesindeki taş süslemeler, bu motifi hatırlatır (cepheden girişin sol tarafı) fig. 21. çengelli, baklavalı halı için Bizans tekstillerinden alınma bir örnek diyor, fakat bura'da zemin örnek münasebeti çok farklı olup, tamamen Türk karakterindedir.

Reifstahl, Not, 19'da;
"Mısır'da keşfedilen bütün parça halıların Fustat harabelerinden geldiği ileri sürülür. Bununla beraber parçalardan çoğunun Kahire' nin güney ve doğusundaki çöp yığınlarında bulunduğunu kabul etmeliyiz. Kesin ilmi belgeler bilinene kadar bu parçaların Fustat' tan mı geldiği veya XII. yüzyıl ortasında, şehrin tahribinden önceki tarihten mi kaldığı hususunda kesin bir şey söylenemez.

Not, 20'de;
"Böyle parça halıları, New York Metropolitan Müzesinde, Washington D.C. G.H. Myers Textile Müzesinde ve Paris koleksiyonunda gördüm."

Anadolu Selçukluları zamanında, halılar hakkında bilgi veren kaynaklar vardır. O zaman büyük ticaret yolları Anadolu'dan geçiyordu. 1220'de Venedikliler için Alanya limanından ticaret hakkı tanınmış, Venedik ve Cenovalılar'a kolaylık sağlanmıştır. Kalan halılar da bu devre yakındır ve daha sonraki yüzyılın hayvan halılarından farklıdır. Anadolu halıları'nın hem Avrupa'ya hem Doğu ülkelerine ve Mısır'a ihraç edildiği, kaynakların incelenmesinden anlaşılmaktadır. Venedikli Marco Polo, Anadolu halılarından hayranlıkla bahse den ilk Avrupalı olmuştur. Kendisi 1271'de babası ve amcasıyla birlikte Anadolu'dan geçer'in Çin'e seyahat ettiği zaman 17 yaşında idi.

Seyahatnamesinde: Türkomanya yani Anadolu şehirlerinde, dünyanın en iyi ve en güzel renkli halılarının yapıldığını yazmaktadır. Ona göre Türkomanya' da üç çeşit insan yaşar, bunlardan Türkoman' lar hayvancılıkla geçinir, Rumlar ve Ermeniler ise şehirde ticaretle uğraşırlar. Burada dünyanın en zengin halıları dokunur.

Sakizian' ın yanlış tercümesi (Bunlar dünyanın en güzel halılarını dokurlar) şeklinde değiştirilmiştir. (Panthert. I.s., 35-37) Marco Polo Anadolu'da Konya, Kayseri ve Sivas şehirlerinin adlarını vermekle beraber, muhteşem abidelerinden hiç söz etmiyor. Sadece Sivas'ı. Gök Medrese, Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi gibi üç büyük eser onun buradan geçtiği 1271 yılında yeni tamamlanmış halde ve ana cadde üzerinde gösterişle yükseliyordu. Bunun dışında Marco Polo lisan güçlüğü dolayısıyla yalnız Hıristiyan halk ile görüşebilmiş, Türk ve islam topluluğu ile hiç' biriyle teması olmamıştır. Böylece kendisi sadece konuşabildiği kimselerin halılarla ilgili bilgi'lerini aktarmıştır. Haçlı askerlerinin de daha önce halılarla ilgilenmedikleri anlaşılıyor.
Daha sonra Dante, Commedia Inferno, XVll'de bu halılardan söz etmektedir.

Ebül Fida'nın 1274'te ölen İbn Said'den naklen zikrettiğine göre; Orada Türkmen halı'ları yapılıp bütün dünya ülkelerine ihraç edilmektedir. İmalat merkezi olarak özellikle Aksaray'ın adı geçiyor.
14. asır başında Anadolu'yu gezen İbn Batuta, aynı şekilde Aksaray halılarını methederek, (Mısır, Suriye, Irak, Hindistan ve İran'ı kast ederek) Türkler ülkesine ihraç edilmektedir, demektedir.
Selçuklular devrinde büyük ticaret yolları Anadolu'dan geçiyordu. Venedik ve Genovalılar' a kolaylık sağlanmış, 1220'de Venedikliler için Alanya limanından ticaret hakkı tanınmıştı. Kalan halılar da bu devre yakındır ve daha sonraki yüzyılın hayvan halılarından farklıdır.
14. yüzyılın sonunda İran minyatürlerinde görülmeye başlayan halı tasvirleri, 15. yüzyıl'da çoğalmaktadır. Bunlarda zemin küçük parçalı, geometrik dolgular gösteriyor, bordürler düğümlü kufi süslemelerden meydana geliyordu. Berlin Devlet Kitaplığı'nda 1420 tarihli Şiraz Baysungur yazması Hüma Hümayun minyatürü, Hüma'yı görünce bayılan Hümayunun üzerinde yattığı halıda zemin birbirini kesen sekizgenlerden çok sade, adeta çiniyi andıran bir örnek gösteriyor. Bordur örgülü kûfindendir.

British Museum'da 1485 tarihli minyatür'de ise, yıldız haç motiflerinin düğümlerle birbirine bağlandığı sıralar, arada kalan bölümleri dolduran yıldız rozetlerden bir sıra ile alternatif değişerek halının örneğini meydana getirmektedir. Holbein 1. tipi halıların prensibi uygulanmıştır.

Minyatürlerdeki halı tasvirlerinde geometrik bölümler ve örgülü kufi bordur karakteristiktir. 15. yüzyıl sonuna doğru örnekler örgü motifleriyle bağlanarak zenginleştirilmiştir. Geometrik örnekler yanında madalyon ve bitki kıvrımları ortaya çıkmakta ve bunların yerini almaktadır. Topkapı Sarayı Hz. 2153'teki albümün 24a sayfasında 15. yüzyıl ilk yarısı Herat minyatüründe böyle bir halı tasviri vardır.

Giotto' nun 1304 tarihlerinde yaptığı bir freskte (Padua Arena Capella'da, tahminen 1304 tarihinden) altar dekorasyonu olarak Selçuklu halısının tam benzeri olan bir halı resmedilmiştir. Belki Giotto model olarak, yapı'nın 1305'teki takdisi ile ilgili elde kalan bir vesikaya göre Venedik tarafından mahalli otoritelerin emrine verilen bir halıyı kullanmış olabilir.

Giotto' nun freskinden önce daha 13. yüzyıldan bir Makamat minyatüründe İstanbul, Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi Kt. env. 2916 Selçuklu halılarının geometrik örneği ve kufi bordürü ile değişik bir tasviri yer almaktadır. Burada zemin sekizgenlerin, aralarında küçük kareler meydana getirecek şekilde birbiriyle kesişmesinden ibaret bir örnek gösteriyor. Kufi bordur her iki yanda açıkça belli olmaktadır. Zeminin geometrik dolgu örneği küçük parça Konya Selçuklu halısının zemin kompozisyonunu andırmaktadır.

Son zamanlarda Selçuklu halılarının daha sonraki devirlere (15. yüzyıl sonu) mal edilmesi yolunda görüşler ileri sürülmüştür.Deve Tabanı denilen zemin örneği ile büyük Konya Selçuklu halısının motifleri 13. yüzyıl sonundan bir Çin rulosundaki halı tasvirinde görülmektedir. Bugün Taiwan Milli Saray Müzesi'nde bulunan bu rulo, Yuan Sülalesi devrinin hemen başında 1280'de Liu-Kuan-Tao tarafından yapılmıştır. Böyle bir Selçuklu halısını da içine alan Moğol Hakanı Kubilây Han'ı yüksek yaylada avlanırken canlandırmaktadır. Arka planda görülen kervanda develerin üzerinde halıya veya kilime sarılmış denkler vardır. Önden ikinci deveye yüklenen dengin sarıldığı halının örneği belli olup, kırmızı zemine beyaz sekizgenler üst üste sıralanmıştır. Ortalarında sekizgen birer yıldız vardır. Deve tabanı motifindeki dolgular burada aynen tekrarlanmıştır. Yalnız renkler farklı ve zıt olarak kullanılmış olup, Selçuklu halısında biraz daha basık sekizgenler kırmızı, zemin sarımtırak krem rengindedir. Bu ve benzeri motifler, Orta Asya'nın eski Türk geleneklerine bağlı olarak çevrelerinde etkisini göstermiş olmalıdır.Diğer Selçuklu halılarındaki benzer motif'lerin Yuan Hanedanı zamanında Çin kumaşlarında ortaya çıkması buna delil gösterilmek isteniyor. Söz konusu olan küçük boy Konya Selçuklu halısı koyu mora çalan kırmızı ve dar zemin üzerine açık kırmızı olarak geometrik motiflerden gelişmiş stilize çiçeklerin diyagonal sıralanıp, alternatif eksenler üzerine yerleştirilmesini gösterir. Çiçeklerin sapları da bir sırada sağa, bir sırada sola kıvrılmıştır. Çin'de Yuan H. devrinde (1279-1368) 14. yüzyılda yapılmış ve halen Mısır'da bulunan bir Çin ipek kumaşında benzer kompozisyonda sıralanmış çiçek biçimindeki motifler Çin bulutlarından geliştirilmiştir.

Bu benzerliğe bakarak, Selçuklu halısının 14. hatta 15. yüzyıla tarihlendirilmesi yeterli ve sağlam bir temele dayanmaz. Bu görüşler, Anadolu Selçuklu kültür ve sanatını bir bütün olarak tanıyıp öğrenememekten ileri gelmektedir. Selçuklu sanatında mimari, çini, kumaş, süsleme, resim ve minyatür ile halı birbirine bağlı paralel bir gelişme göstermiştir. Daha sonra Osmanlı Devri'ne kadar bunun tamamen değiştiği, 14. ve 15. yüzyıl başları mimarisinde açıkça belirmektedir. Bu karışık geçiş devrinde Selçuklu mimari eserleri ayarında bir eser verecek ve Selçuklu halıları ayarında halıları yaratacak bir kültür ve sanat kuvveti kalmamıştır. Ayrıca Çin'de Yuan Devri'nde kuvvetli Türk kültürü etkisi altında bir Moğol Sülalesinin hâkim olduğunu ve onların Türk sanat motiflerini eşyaları ile birlikte getirmelerini ve bunların Çinlilerce kumaşlarında değer'len dirilebileceğini düşünmek gerekir. Bu Selçuklu halısı zemin örneğinin 15. yüzyıl son yarısına tarihlenen bir ispanya halısında hemen hemen aynen tekrarlanması da Anadolu'dan gelen etkiye işaret edebilir, ispanya'da Murcia'nın Alcaraz şehrine maledilen müdeccer halısı 1976'da Dumbarton Oaks koleksiyonun' dan Washington Textile Museum'a alınmıştır. İspanyol düğümü ile yapılmış olan halı, koyu hardal rengi zemin üzerine mavi renkte stilize, ortaları koyu kahve dolgulu kancalı çiçeklerden bir örnek gösterir. (Resim 11) Selçuklu halısının Batı'ya uzanan bu etkisi yanında bütün italyan tablolarında sayısız örnekler halinde yer alan Türk halı motiflerinin 14. yüzyıl son yarısı italyan kumaşlarına etkisi de söz konu'sudur. Bu Selçuklu halısı zemin örneği 16. yüzyıl Türk halılarında da devam etmiştir.

Berlin islam Eserleri Müzesi'nde bulunan ince uzun yol halısında koyu kahve zemin üzerinde ortaları sarı dolgulu açık kırmızı stilize çiçekler altlarından çıkan saplara bağlı sıralar halinde uzanır. Aralarındaki diyagonal bulut'lar, bunları bir alttan bir üstten birbiri ile birleştirmektedir. Uşak halılarının karakteristik dar bordürü ve Çin bulutlarıyla bu halı, Uşak bölgesinde 16. yüzyıl ilk yarısında yapılmış olmalıdır.