Seccadeler

15. yüzyıldan kalan ve bugüne kadar bilinen en eski seccadeler Türk halı sanatında ayrı bir grup halinde gelişmektedir. Bunlardan Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde (şimdi İbrahim Paşa Sarayı'nda) bulunan üç seccade, çeşitli renk ve kompozisyonları ile ilk örnekleri meydana getirmektedir. Bunların birbirinden tamamen farklı şekilleri, burada da Türk halı sanatının yaratma gücünü belli eder.

Bunlardan Sivrihisar Şeyhbahayusuf Tekkesi'nden 10 Kasım 1933'te gelen seccade, 1.28 x 3.11 metre ölçüsünde olup, koyu mavi zemin üzerine üst üste iki sıralı, uçları ok başı biçiminde sonuçlanan sade üçgenlerden, sekizer mihraptan iki sıra halinde on altı mihraptan ibaret bir saf seccade örneği gösteriyor. Kırmızı üzerine sarı renkte, ince kûfili bordur, iki yandan köşeli 'S' biçiminde mavi dar bordürlerle kavranmıştır. Mihrapların ortası, ayrı renkte dört kollu iki yıldızın düz ve çapraz olarak iç içe yerleştirilmesinden meydana gelen sekizgenlerle doldurulmuştur.

Sivrihisar'dan aynı tarihte birlikte gelen diğer seccade, 1.30 x 5.20 metre ölçüsünde olup, beyaz zemin üzerine biri yeşil, diğerleri koyu mavi beş mihraplı saf seccadedir. Selçuklu halılarının bordürlerinde görülen kufi motifler, mihrap kompozisyonu olarak düzenlenmiş, bunların içi kandiller ve madalyonlarla dolgulanıp zenginleştirilmiştir. Alt kenarlarda ayak yerine sekizgen birer yıldız, köşelerde kancalı üçgenler yer almıştır. Kırmızı üzerine sarı veya mavi dört kollu rozetlerden ibaret, geniş bordur mihrapları da birbirinden ayırarak dolanmaktadır.

Konya Kılıçaslan Kümbeti'nden 31 Mart 1930'da gelen 1.29 x 0.86 metre boyutlu üçüncü seccade, diğerlerinden farklı olup, kahverengi tabii yünden bir zemine yukarıdan aşağı uzanan üç marpuç (şerit) arasında birbiri üzerine üç uzun altıgenden ibaret dolgular, mihrap kompozisyonunu meydana getirmektedir. Sarı üzerine yeşil ince kûfili bordur, marpuçların zemin rengi ile ahenklidir. Seccade'lerde görülen mor renk, 15. yüzyıl için karakteristiktir. Selçuklu halılarına nispetle, seccadelerin yünleri daha ince olup, arışlarda daha sık geçirilmiştir.

15. yüzyıl Anadolu seccadelerinin bir grubu, 16. yüzyıl sonlarına kadar hiç ara vermeden devam ederek oldukça zengin varyasyonlar göstermiştir. Bunlarda tezyini bir şeritle belirtilen sade üçgen mihrap nişinin alt kenarında sekizgen biçiminde ikinci bir küçük niş vardır. Sekizgen bazen yukarıda tekrarlanarak çift mihraplı seccadeler yapılıyor, bu niş baş aşağı da konabiliyor.

Bu sekizgen girinti (anahtar deliği girintili köşe) olarak belirlendiği gibi (John Milis) Enderlein abdest şadırvanı ile su kanalı, Charles Grant Ellis ise Çin ejder kaftanların da ibadet edenin sembolik olarak yükseltilmiş zeminde durduğu stilize dağ olarak görmektedir. Aslında mihraba sembolik bir girişten başka bir şey değildir. Berlin İslam Eserleri Müzesi'nde biri iri palın et biçiminde değişik mihraplı bir Memlûk seccadesi, biri 15. yüzyıl sonundan, diğeri 16. yüzyıldan iki Anadolu seccadesi vardır. Bu çeşit seccadelerin tasvirleri Avrupa ressamları'nın tablolarında 1469'dan başlayarak 1562'ye kadar görülmektedir. Daha sonra 17. yüzyıla kadar Hollanda ve İtalya tablolarında sadece çift nişli seccade tipleri olarak tasvir edilmiştir.

Bu çeşit Bellini tipi ve benzeri seccadeler az sayıda Batı Avrupa'ya ihraç edilmiştir. 1490-1520 arasında Venedik ve diğer Kuzey İtalya resimlerinde oldukça sık, daha sonraları 1550'ye kadar nadiren görülür, ilk örneklerden biri Gentile Bellini'nin Londra National Gallery'de bulunan resminde görülmektedir ki, bu Giovanni Bellini'nin 1507 tarihli resminde tasvir edilen seccadenin hemen tam benzeridir. Münih galerisinde bulunan Giovanni Bellininin bu 1507 tarihli Venedik Doc'u Loredan tablosunda masanın ayakları altında böyle bir seccade serilidir. Berlin İslam Sanatı Müzesi'nde bulunan bir seccade bunun tam benzeridir. Düz üçgen mihrap altta içeriye doğru sekizgen bir girinti meydana getiriyor. Ortada büyük bir madalyon ve yukarıdan aşağı sarkan bir kandil motifi ile kufi bordur, kompozisyonu tamamlıyor.

15. yüzyıla giren bu şahane seccadeden başka, Berlin Müzesi'nde buna benzer kompozisyonda iki seccade daha vardır. Bellini' lerden başka Carpaccio, Lorenzo Lotto resimlerinde bu seccadeleri tasvir etmişlerdir. Berlin seccadesinin kufi bordürü 15. yüzyıl sonu, 16. yüzyıl başı kufiden bozma bordürlere uygun olup, ilk Lotto halılarında aynı şekilde görülmektedir.

Berlin Müzesi'nde 16. yüzyıldan kalan seccade ve mihrap tabanındaki sekizgen niş kancalarla süslü ince bir şerit halinde uzanmıştır. Açık kırmızı zemin üzerinde kandil, ilk örneğin aynı, ortada madalyon yerine sekiz uçlu yıldız vardır. Köşeli kıvrık dallardan değişik geniş bir bordur, üstten ve yandan eksik olup, kufi bordürün yerini almıştır. 16. yüzyıldan diğer bir örnek, Metropolitan Museum Ballard Koleksiyonu'ndaki seccadedir. Mihrap nişi hemen hemen Berlin'deki ilk örneğin aynı olmakla beraber, zemin süslemeleri zenginleştirilmiştir. Geniş bordur, köşeli kıvrık dallardan çıkan kancalar Lotus palmetler ve yapraklarla değişik bir örnek gösterir.

Mihrap tabanındaki nişin uzanmış şekliyle, orta madalyonu ve zikzaklı üçgen mihrabı, Berlin orijinalini hatırlatan diğer bir seccade bulut motiflerinden klasik Uşak bordürü ile 17. yüzyıla tarihlendirilebilir. Paris, Musee des Art Decoratifs koleksiyonları arasındadır.

Bellini tipi seccadeler İtalyan ressamları'nın tarihli tablolarında çeşitli şekillerde resmedilmiş olup, sağlam ipuçları vermektedir. Bunların en eskisi 1469 yılından sonraki tarih'lerden Gentile Bellini'nin Londra National Gallery'de bulunan "Meryem ve Çocuk İsa" tablosudur. Diğer örnekler V. Carpaccio'nun Venedik Accademia'da 1495 tarihli "Ursula' nın Vedası" tablosu ve devamı tarih sırası ile şunlardır Johanna Zick den aynen;
1507 L. Lotto, Trevizo yakınında S. Cristina altarı,
1507 Givanni Bellini, Venedik Doc'u Lore'dan Münih, V. Nemes,
1516 V. Carpaccio, Taht üzerinde Meryem Azizlerle, Capodistria Katedrali, ca/ 1519 B. Tisi (il Garofalo), Ferra Ludovico il Moro Sarayı, 1521 L. Lotto, Bergamo S.
Sprito IV. Altar Meryem ve Azizler,
1523 L. Lotto, Azize Katarinanın Evlenmesi, Bergamo Carrera Kol.
1524 L. Lotto, Çifte Portre, evvelce Leningrad Gatchina, 16. yüzyıl son yarısı D. Dossi, Bambocciata, Floransa Uffizi,
1555 J. Bassano, Aziz Johannes'in başının kesilmesi, Kopenhag Kraliyet Sanat Müzesi,
1562 Portre, Padua Museo Civico'da dır.
Bu listeye göre Bellini tipi seccadeler, 15. yüzyıl sonuna doğru tablolarda görülmeye başlayarak, 16. yüzyılın son çeyreğine kadar değişik çeşitler halinde gelişmiş, daha sonra 17. yüzyıl başına kadar Hollanda ve İtalyan resminde yalnız çift nişli seccade tipleri olarak devam etmiştir.
Metropolitan Museum Mc Mullan koleksiyonundan gelen 1.8 ft. 10 in, w.5 ft. 3 in. boyutlu halı, kırmızı zemin üzerine karşılıklı iki sekizgen niş, ortada sekiz uçlu bir yıldız örneği gösteriyor. Koyu kahverengi bordur de kalın konturlu iri Çin bulutları arasında yer yer stilize çiçek motifleri vardır. Bu halı, biraz büyükçe bir seccade olmalıdır. Aynı koleksiyondan daha küçük bir halı, yine kırmızı zemin üzerine, bu defa mihrap biçiminde iki inişle karşılıklı sade üçgen, ortada iri bir madalyon, boşluklarda çeşitli süsleme motifleri gösteriyor. Bordur koyu kahverengi zemin üzerine, sarı, mavi ve beyaz konturlu kırmızı renklerle kuvvetle üsluplanmış köşeli çiçekler ve yapraklardan oldukça kaba bir kompozisyondadır.

İstanbul, Türk ve İslam Eserleri Müzesin' de aynı gruptan bazı seccadeler vardır. Bunlardan biri kırmızı zemin üzerine şema olarak Berlin deki orijinalinin benzeri bir mihrap nişi gösteriyor. Yalnız alttaki sekizgen girintinin içi madalyon yaprak ve çiçeklerle dolgulanmış, kandil uzun bir süs motifi haline gelmiş, orta'ya sekiz uçlu bir yıldız, bunun dört tarafına köşebend biçiminde motifler yerleştirilmiştir. Aynı köşebendler mihrap üçgeninin dış köşelerinde sarı zemin üzerinde tekrarlanmıştır. Köşe geçişleri çözümlenmemiş olmakla beraber, ince beyaz konturlu palmetlerin, renkleri alternatif olarak değişen çiçek dolguları ile sıralandığı bordur oldukça ahenkli bir kompozisyon gösteriyor, sağ kenarı yıpranarak kaybolmuştur. Aynı müzede kırmızı zemin üzeri'ne karşılıklı iki sekizgen nişle diğer bir seccade, ortada sekizgen madalyon etrafında küçük rozetler, yanlarda birer köşebend motifi ile dolu bir kompozisyon, sekizgen nişler içinde ve kenarlarda rozetlerden süslemeler gösteriyor. Geniş bordur, değişik renklerle kufi'den gelişen zarif motiflerle bir sıralama halindedir, bir dar kenarı kaybolmuştur.

Yine aynı müzede bu gruptan çok geniş bordürlü değişik diğer bir seccade, tek örnek olarak görünmektedir. Sarı renkli mihrap zemini çok küçülerek hayvan postundan gelişen dar ve uzun, kahverengi benekli bir niş haline gelmiştir. Altta, ucu yarım aylı baklava biçiminde bir girinti motifi var. İri palmet başlığa asılı uzunca bir çiçek dalı, kandilin yerini almış ve tepesine de dekoratif bir lotus tacı yerleştirilmiştir. Mihrap nişi etrafında bunu adeta bir bordur gibi kavrayan çok daha geniş zemin, koyu kahverengi üzerine Kafkas ejder halıları'nın bazı örneklerini hatırlatan çok renkli motiflerle doldurulmuştur.

Bordur tamamen belirsiz bırakılmış, adeta bordürle zemin birbirine karışmıştır. Bu grup seccadelerin son gelişmesi olarak Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde geç devirden diğer bir seccade dikkati çeker. Burada tepesi yarım ayla sonuçlanan merdiven biçiminde kırılmış bir mihrap nişi motifi, aşağıdan yukarı her biri değişik renkli olarak iç içe altı defa tekrar'lanmış, yanlardaki kare boşluklara yine değişik renkli birer madalyon yerleştirilmiştir. Bu garip seccadenin bordürü de küçük kareler içinde geometrik çizgiler halinde bir örneği tekrarlarken, sağ kenarda iri yıldızlarla alternatif olarak değişen bir kompozisyon görülmektedir. Bu seccadenin değişik bir versiyonu, üst üste sıralanmış nişlerle Berlin İslam Eserleri Müzesi'nde bulunmaktadır.

Metropolitan Museum Ballard koleksiyonunda, bu gruptan bir geç devir seccadesi dana vardır. Burada kırmızı zemin üzerine sarı kırmızı kancalı baklavalar ve geometrik Rumilerle süslenmiş geniş kahverengi bir şeritle çizilen mihrap nişi, basık ve şişkin bir üçgen biçimini almış, alt kenardaki sekizgen girinti de buna uygun olarak genişletilmiş ve ortasına bir baklava madalyon yerleştirilmiştir.

Mihrap nişinin tepesinde yarım ay biçiminde bir alem, orta zeminde iri bir baklava madalyon, bunun alt yanlarında simetrik olarak yandan minberi sembolize eden bir kenar basamaklı iki geniş kahverengi üçgen, biri ortada yeşil, ikisi yanlarda mavi üç asılı kandil ile bu 18. yüzyıl seccadesi iyice zenginleştirilmiş bir örnek gösteriyor. Dış köşeler de ayrıca birer yeşil kandil motifi ile dolgulanmıştır.
Kahverengi zeminli geniş bordur, sarı ve kırmızı renkte köşeli kıvrık dallar, kuvvetle stilize Rûmi ve palmetlerden geometrize kaba bir örnek gösteriyor.

Bundan daha geç bir devirden diğer bir seccade, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesinde aynı grubun bozulmuş bir örneğini gösteriyor. Geniş bir şerit halinde basık üçgen mihrap nişi, alt kenarda yukarı doğru kıvrılarak içi karanfil dolgulu birer sekizgenle nihayetlenmekte, arası boş kalmaktadır. Bu ara boşluğa bir ibrik veya kulplu vazo motifi yerleştirilmiş, mihrap zemini iki sıra halinde simetrik, ters konulmuş manzaralı Kula motifleriyle doldurulmuştur. Tepede okunamayacak kadar silik bir kitabe vardır. Köşe dolguları (spandrels), stilize şematik çiçek ve yaprak motifleriyle süslenmiştir. Beyaz zemin üzeri'ne geniş bordur, renkli çiçekler ve goncalarla seccadenin esas örneğine yabancı bir üsluptadır.
Bugüne kadar bilinen bu grubun en geç seccadesi 19. yüzyıl ortalarından kalmış olmalıdır.